Koşturuyorsun, yetişmeye çalışıyorsun ama gün sonunda hiçbir şey “tam bitmemiş” gibi mi hissettiriyor?
İşleri aynı anda halletmeye çalışırken enerjinin nasıl düştüğünü fark ettin mi?
Bu hepimizin düştüğü bir tuzak:
Daha fazla şeyi aynı ana sıkıştırdıkça, verimlilik artmıyor. Genellikle tam tersi oluyor zihin yoruluyor, beden geriliyor ve gün daha da ağırlaşıyor.
Şu ara yeni bir eğitim programı hazırlarken bunu tekrar tekrar gördüm. Bir süre sosyal medya paylaşımlarımı geri planda tutmaya karar verdim. Bu süreçte aynı anda her şeye yetişmeye çalışmak yerine, bazı şeylere bilinçli olarak “2.plana” aldım. Aslında bu bir rahatlama arayışı değil; zihne alan açma kararı.
Her Şeyi Aynı Anda Yapma Hali Neden Bu Kadar Yorucu?
Yaşadığın şey bir isteksizlik hâli değil. “Daha iyi plan yapmalıyım” diye kendine yüklenmen de gerekmiyor. Çoğu zaman sorun, zihnin taşıdığı yükün fark edilmemesi.
Aşağıdaki maddelerden birkaçı bile tanıdık geliyorsa, yalnız değilsin:
1) Zihnin bitmemiş işleri sürekli hatırlatıyorsa
Yarım kalan işler zihinde kapanmaz.
Tamamlanmamış her şey, zihin için hâlâ “açık” bir başlıktır. Bu yüzden sen durduğunu sansan bile, zihin arka planda çalışmaya devam eder.
Bazen hiçbir şey yapmıyorken bile yorgun hissetmen bu yüzdendir. Zihin, tamamlanmamış olanı bırakamaz; “dinlenme” moduna geçemez çünkü hâlâ bir şeyleri tutuyordur. Bu durum kontrol eksikliği değildir. Zihnin, açık kalan işleri unutmamaya çalışmasının doğal bir sonucudur.
2) Sürekli bir şeyleri aklında tutmaya çalışıyorsan
Burada yük biraz farklıdır.
Zihin bu kez kendi kendine değil, senin taşıma çabanla doludur.
Yapılacaklar, konuşulacaklar, alınacak kararlar…
“Unutmamalıyım” diyerek hepsini zihninde tutmaya çalıştığında, odaklanmak için kullanabileceğin alan giderek daralır.
Hatırlamak da bir efordur. Zihin işlemeye, bağlantı kurmaya ve sadeleşmeye ihtiyaç duyar. Ama biz çoğu zaman onu bir depo gibi kullanırız. Ve depo doldukça, zihin ağırlaşır.
3) Gün sonunda yaptıklarını değil, yapamadıklarını hatırlıyorsan
Zihin, yapılanlardan çok yapılmayanlara takılır. Bu yüzden gün bitince geriye çoğu zaman başarı hissi değil, yarım kalmışlık duygusu kalır. Bu his “yetersizim” düşüncesiyle karıştırılır ama aynı şey değildir; daha çok zihnin aynı anda çok fazla şeye açık kalmasından beslenir.
4) Her şey aynı anda “acil” gibi hissettiriyorsa
Zihin yorulduğunda öncelik algısı bozulur. Gerçekten önemli olanla sadece ses çıkaranı ayırt etmek zorlaşır. Bu durumda her şey aynı ağırlıktaymış gibi gelir. Ve karar vermek daha da zorlaşır.
5) Bir şeye odaklanınca diğerlerini ihmal ediyormuş gibi hissediyorsan
Odaklanmak çoğu insan için zor bir beceri değildir. Zor olan, aynı anda her şeye açık kalmamayı kabul etmektir. Bir şeye “evet” dediğinde başka şeylere alan kapattığını hissetmek… Bu his çoğu zaman tembellikten değil, kaybetmek istememe halinden gelir.
6) Dinlenirken bile zihnin susmuyorsa
Zihin doluyken dinlenmek mümkün değildir. Dinlenme boşluk ister. Beden durabilir ama zihin hâlâ taşıyorsa, gerçek bir dinlenme gerçekleşmez.
Bu noktada birçok kişi kendine “bende bir sorun var” diye yüklenir. Oysa çoğu zaman olan şey şu: Zihin yük altında, kendini korumaya çalışıyor. Bu yüzden dışarıdan dağınıklık, erteleme ya da kararsızlık gibi görünen şeyler aslında aşırı yük altında çalışan bir sistemin dengeleme çabası olabilir.
Bazen “Hayır” Demek, Daha Büyük Bir “Evet” İçin Yer Açmaktır
Zihinsel yük yaşadığımız dönemlerde en zor eşiklerden biri şudur: Bir şeye “hayır” demek.
Çünkü “hayır” kelimesi zihinde çoğu zaman vazgeçmek, geri kalmak, fırsat kaçırmak gibi anlamlara bağlanır.
Oysa gerçek şu ki, bir şeye “evet” dediğimiz her anda farkında olarak ya da olmayarak başka bir şeye “hayır” demiş oluruz.
Sorun, bunu bilinçli yapıp yapmadığımızdır. Her şeye aynı anda “evet” demeye çalıştığımızda zihin seçim yapamaz hale gelir. Ve bu durumda çoğu zaman gerçekten önemli olan şey sessizce aradan kaybolur.
Bu farkındalık, plan yapmaktan çok daha önce gelir. Çünkü burada mesele zaman yönetimi değil; enerji yönetimidir.
Kendine karşı biraz daha nazik olmak, her adımı “mükemmel” yapmak zorunda olmadığını fark etmek, zihnin üzerindeki baskıyı azaltır. Motivasyon da çoğu zaman daha fazlasını zorladığında değil, kendine alan açtığında geri gelir.
Burada Dur.
Bu noktada bilmen gereken tek şey şu:
Her şeyi aynı anda taşımaya çalışıyorsan, önce çözmen gereken şey “her şey” değildir.
Bazen ilk adım, çözmek değil; zihne biraz alan açmaktır.
Nasıl yapılacağını sadeleştirmek için, adım adım ilerleyen küçük bir çalışma hazırladım: